30 Haziran 2009 Salı

Severken Bile Acemi Olunmamalı...

Biliyor musun uzun zaman sonra ilk kez farklı duygular hissetmiştim bir bayan için.Ki öncekilerden farklı olarak O'nunla da paylaşmıştım fikrimi.Hayal gibi 6 günün ardından bana göre nedensiz hani derler ya pisi pisine uyanışım ondan sonra.Seninle paylaşacaktım onu bir hafta dolsun diye beklemiştim ki yanına gelişim yine bugün olacaktı ama olmadı.Belki yanına geldim ama O'nu anlatmaya methetmeye değil içimdeki doluluğu yok etmeye sebepsiz çekip gitmeye yanıt aramaya belkide. Her şeyi pozitif düşünmeye çalışan benim hayatımda her şey negatif gidiyor son zamanlarda.Önüme gelecek ilk olumlu olay karşısında iki ayağı kırılmış olan insanın yolda sürünürken bulduğu koltuk değnekleri misali sarılacağım o olumlu olaya.Sevdiğimi biliyordum da sevildiğimi de zannediyordum ki yıllardır dediğim gibi sevgisini kilometre taşlarına bağlayanların sevgisinden şüphe ederim.Evet gerekçe bu yani en azından bana açıklanan.Dürüst olup adam gibi davranmaya çalışmak doğru değilmiş demekki.İlişkilerde tecrübesiz olan ben için başka birşey yapmak düşünülemezdi ki.Ne yanlış düşündüm ne de bilerek yanlış bir şey yaptım ki yaptıysam bir yanlış nedenini bilseydim keşke ki insanlar yanlışlarıyla büyümez mi? Yapıldığı düşünülen yanlışların düzeltilmesine yardım etmek o insanı daha çok büyütmez mi? Keşke zamanı geri sarma imkanım olsa da O'nu beklediğim anlara geri dönsem.Beklesem gelmese sonra tekrar geri sarsam tekrar beklesem tekrar gelmese...Böyle bir kısır döngü etrafında yaşlanıp gitsem.Milyonda bir bile olsa gelme olasılığı beklemesi hoştu ya gelirse diye düşünüp gelse ne yapacağını bilmemek bile o kadar hoştu ki.Uzakmışız olmazmış yakınken uzak kalmışız sorun etmemişim arada kilometreler olsa ne yazar? Sanırım suçum tecrübesizliğim.Tecrübe sahibi olsam bu kadar yavan bu kadar içten olarak sevdiğimi söylemezdim O'na..Zamana yayardım..



Zaman...demiştim Allah kahretsin seni zaman geçtin ve dün bana ölümü bile düşündürdün.Hep kibirlice demiştim ya ben kaybetmedim ki o kaybetti bu sefer çok açık ki kaybeden benim dünyada karşıma çıkabilecek en iyi şeyi kazanamadan kaybettim belkide hemde gerçek nedenini bilemeden.Üzülüyorum belki ama hayatımda unutamayacağım 6 günüm var artık hayatımda bir sürü olumsuzluğa rağmen ben o 6 günü yaşadığım tek bir güzellikle hatırlayacağım.Geri kazanmak için belkide bir belkide daha çok şansım var ama hiçbirini kullanıp istemediği ben olarak karşısına geçemem de artık.Sadece her 5 Haziranda doğum günün kutlu olsun demek için sms atmaktan başka yapacağım birşey yok ki..



Sana yazdım ya rahatladım be bloğum uzatmayayım iyice de kafan şişmesin seninde sen şimdi pişman mısın diye de sorarsın bana cevap kesin ve net asla pişman olsam beklerim ömür boyu dermiydim? ama şunu bil gerçekten sevmişim hem de yalın karşılıksız ve çok...

13 Haziran 2009 Cumartesi

Adam Olmak

Çevrende herkes şaşırsa,
bunu da senden bilse,
sen aklı başında kalabilirsen eğer,
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır,
hem kendine güvenirsen eğer,
bekleyebilirsen usanmadan,yalanla karşılık vermezsen yalana,
kendini evliya sanmadankin tutmayabilirsen kin tutana.
Düşlere kapılmadan düş kurabilir,
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer,
ne kazandım diye sevinir,
ne yıkıldım diye yerinir,
ikisine de vermeyebilirsen değer,
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz,
kandırabilir diye safları,
dert edinmezsen,
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz,
koyulabilirsen işe yeniden.
Döküp ortaya varını yoğunu,
bir yazı turada yitirsen bile,
yitirdiklerini dolamaksızın dilebaştan tutabilirsen yolunu.
Yüreğine, sinirine dayan diyecekdirencinden başka şeyin kalmasa da,
herkesin bırakıp gittiği noktada,sen dayanabilirsen tek.
Herkesle düşüp kalkar, erdemli kalabilirsen,
unutmayabilirsen halkı, krallarla gezerken,
dost da düşman da incitemezse seni,
ne küçümser, ne büyültürsen çevreni
her saatin her dakikasına
emeğini katarsan hakçasınaher şeyi ile dünya önüne serilir,
üstelik oğlum, adam oldun demektir...

Rudyard Kipling( 1865-1936 )

Çeviri : Bülent Ecevit

12 Haziran 2009 Cuma

Doğru Nedir?

Kralın biri Platon a uzun bir elbise hediye etmiş, Platon ben erkeğim ve kadın elbisesi giymem diyerek elbiseyi retetmiş.
Kral elbiseyi başka birine vermiş, o elbiseyi kabul ederek şöyle demiş; bir erkek ne giyerse giysin yine de erkektir demiş.
Platon'un doğrusu aslında doğru muydu?
Matematikte mantıksal bir değer. Ne olduğu belli olmayan (tanımsız) değerlerden. Ayrıca geometride doğru ifadesi aynı doğrultuda olan ve her iki yönden de sonsuza kadar giden noktalar kümesi diye de tanımlanır. ynı doğrultuda olan ve her iki yönden de sonsuza kadar giden noktalar kümesi diye de tanımlanır.Peki yaşamdaki doğruları nasıl ifade ederiz? Bu kadar göreceli, bu kadar kişisel ve değişken bir kavramın tarifi var mıdır?Mantık çerçevesinde kabul edilebilen de diyebiliriz. Fakat bu gün bize mantıklı gelen yarın mantıksız gelebiliyor. Yeteneklerimiz, becerilerimiz, aklımız ve aklımızın kavradıkları her gün, her dakika değişip gelişebiliyor. O zaman biz doğrunun neresinde oluyoruz?O gün, o ortamda, o ruh halinde yaptığımız doğruyken, yarın bunun tersini savunabiliyoruz takıntılı bir kişilik değilsek.Aile ortamında bize öğretilmeye başlanan, okulda pekiştirilerek devam eden doğru-yanlış kavramına uzun bir süre inansak da, sonuçta hayat bize öğretiyor doğru diye bir kavramın olmadığını…İnatla devam etsek de diye diye, ulaştığımız sonuç bizi o an için kocaman bir yanlışın içine attığında, yolda bize eşlik eden doğrular bir anda düşman olup karşımıza dikiliyor.Tekrar düşünmeye başlıyoruz doğru nedir acaba diye, yana yakıla arıyoruz cevabı bir yerlerde. gördüğümüz, duyduğumuz, bildiğimiz, hissettiğimiz oluyor bazen. Sonra bakıyoruz ki yanlış görmüşüz, duyduğumuzu yanlış algılamışız ve hislerimiz bize oyun oynamış. Yine doğruya ulaşamamışız…Kişiye göre ve kişinin içinde bulunduğu duruma göre bile farklılık gösteren, aslında sınırları olduğunu sandığımız ama o sınırı bir türlü bulamadığımız, her türlü yoruma ve tartışmaya açık bir kavram galiba.Sanırım doğru benim için matematiksel değere daha yakın. Tanımsız..Geometrik tanımını ise sadece o alanda kullanmak gerekiyor, çünkü yaşamdaki doğru hep aynı doğrultuda ve iki yönden değil, karmaşık bir şekilde kabul veya red edilebiliyor.Sonuç olarak ne şekilde davranırsak davranalım, pişmanlık duymadan ders alarak devam etmelidir yaşam...Doğruya da yanlışa takılarak, bunların hesabını yaşamaya çalıştığımızda, boşa harcadığımız zamanı bize hiç bir doğru ya da yanlış geri getiremeyecektir...