21 Mart 2009 Cumartesi
Artık Pozitivist
Geride kalan günler hatta haftalar bana yıllar gibi gelmiş.Aşkıma yani İstanbul'uma kavuşmam apayrı bir duygu benim için.02:55 treniyle gelme fikrini kafama koyduğum günün sabahı uyandığımda turkcellin bin kontörlük hediye sms i günün güzel startını vermişti hemde o bin kontör her yöne kullanılınca tadından yenmedi.Gece 01:30 sularında istasyonu arayıp rötar durumunu öğrendim 03:30-03:45 arası gelcek tren dendi ben 4 buçuk 5i bulur rahatlığıyla 03:15 gibi bavulumu hazırladım 20 geçe gayet rahat şekilde istasyonu aradım ama o da ne trende ekstra bir rötar yoktu koşarak gittim kalan tek bilet numarasız vagona aitti ve trene bindiğimde ayakta kaldığımı anlamam fazla vaktimi almadı ama o kadar huzurluydum ki istanbuluma kavuşacağım için sorun etmeden restoranta yöneldim eskişehire kadar çay ve tren içinde tanışılan yol arkadaşlarıyla geçtikten sonra yerimi buldum ve mutlu şekilde uyumaya başladım uyandığımda yol arkadaşım haydarpaşaya geldik yoksa geri mi döneceksin dediği an tüm uykum dağıldı kadıköye kadar yürüdüm o devasa bavulumla etrafa bakan bir yabancı edasıyla.Nasıl da özlemişim vapura 20 dakika süre olduğunu öğrendim aldım gazetemi oturdum bi çay bahçesine önümde çayım dudağımda sigaram ve sayfalarını çevirdiğim gazetenin arkasında avrupa yakası.Anlatılmaz yaşanır dedikleri bu olsa gerek sanki 38 saat sonra geri dönüş için bu şehirden ayrılacak olan başkasıydı da ben değildim? Adımımı attığım andan itibaren her türlü derdi kederi olayı ardımda bıraktığıma inandığımı düşünürken yine bir telefon görüşmesi nevruzda keşke gitmeseydin diyordu.reci aşkına , İstanbul'una kavuşmuşken takar mı bunları? 10da haydarpaşada 12de evinde olan ben evdekileri şoka uğrattım yine habersizlerdi ama belli onlar da özlemiş..Yemek yedim çıktım dışarı yaklaşık bir yıl olmuş görüşmeyeli Burak'la Bora'yı görüyordum yinede ama özellikle Burak'ı çok özlemişim.Heralde cennet cehennem tercihinin yerine bana kendi cennetinde kal deseler tüm sevdiklerim İstanbulda benimle beraber olmalı derdim.Bu mükemmel günün bloğu yazmadan önceki son dakikaları da o kadar mkemmeldi ki sanırım inanmış kırılmamış :=) Aklımdan bile geçmeyen bir hiç uğruna az kalsın kalp kırıyordum sanırım bu krizi teğet geçtim.Dünya şuanda bana güzel ya pazartesi sabahı bir 3. dünya ülkesinin 3. dünya şehrinde 2 yılın ardından ilk kez bir hafta süreyle derse gideceğim.Umarım hayata hep bugünkü kadar pozitif bakarım bakabilirim baktırılırım.Dünya bana güzel ya...
17 Mart 2009 Salı
Karmakarışıklığın İçine Karışmışken
İlginç bir dönemden geçiyorum nedendir nasıldır çözebilmiş değilim. Kimi zaman pimi çekilmiş bir el bombası gibi kendi pimimi çekip ; dünyadan uzaklara inandığım ( belki de inandırıldığım ) ebediyete kucak açmak istiyorum ama pimimi çektikten sonra etrafıma zarar vermeden çünkü son iki ay bana şunu inandırdı ki pimim yerindeyken yani yaşadıkça verdiğim zarar sanırım son 21 yıl içindeki maksimum değerlere ulaştı.Peki çevreye verdiğimi düşündüğüm bu zararın sadece çevreyle mi sınırlı kaldığını düşünmekteyim belki çok acımasız olcak ama keşke öyle olsaydı diyorum ama maalesef öyle değil bana daha çok zarar veriyor. Uyumadan önce birşeyler tüketmeyince uyuyamaz oldum maalesef...Belki de iyi olan onlarca insan sırf benim varlığım yüzümden zarara uğruyor uğrayacak..Hiç kimseyle konuşamamak odama hapsolmak kitaplar internet ve müzikle haşır neşir olup kendini titreşimde zanneden ama asıl titremeyi içimde hissettiren telefonun o lanet sesiyle okula gidip birşeyler hakkında detaylıca rapor vermekten öte monotonluktan kurtaramıyorum hayatımı...Oda da kaldıkça kendimi hapişste hissettikçe hep aynı Nazım Hikmet dizeleri aklıma geliyor :
"Bizi esir ettiler, bizi hapse attılar
Beni duvarların içinde, seni duvarların dışında.
Ufak iş bizimkisi.
Asıl en kötüsü : bilerek, bilmeyerek hapisaneyi insanın kendi içinde taşıması...
İnsanların birçoğu bu hale düşürülmüş;
Namuslu, çalışkan, iyi insanlar ve seni sevdiğim kadar sevilmeye lâyık...."
Zaten gidemedim İstanbul'a da bir türlü önce izin alamadım sonra da olmadı işte 3 gündür bu gece gidiyorum diye niyetleniyorum ama olmuyor kısmette yarın var belki de.İzin alamadığım zaman pek de üzülmemiştim sanırım yinede haftasonu güzel başlamıştı gece geri dönmeyerek plan değiştirip kalp kırmamak için ricalara dayanamayıp kalıyorum olabildiğince demem sanırım yaptığım en büyük hataydı şimdi keşke giseydm yada kalsaydım olduğum yerde hiç gitmeseydm oradaki iyi, hatta mükemmel denilebilecek insanlara karşı da kütahyada durduğum gibi somurtkan durdum çabaladım ama beceremedim bir şekilde gülümsemeyi umarım yanlış anlamamışlardır.O haftasonunda en güzel şey tabii ki o güzel insanların güzel sohbetleri güzlerindeki gülümsemelerdi ama onlardan sonra mükemmel olan bir şey daha vardı hatta bir değil iki şey onlarda patlıcan dolma ve içli köfte aaa baklavayı unutuyordum az kalsın içindeki malzemelere anne şefkati eklenince zehrin tadı bile güzel geliyor sanırım ama özellikle patlıcan dolma denilince şaşırmıştım yenir mi o tepkisini kendi kendime verip dışa belli etmemiştim fakat aman yarabbim o ne leziz o ne mükemmel o ne doğaüstü birşeydir. O dakikalar o kadar keyifliydi ki anlatılmaz yaşanır denir ya o cinsten ertesi günün benim açımdan çöküntü olacağını nereden bilebilirdim o saniyelerde insanların güvenini kaybetmeyi bir yana bırakın sadece güvenini sarsmak yada öyle düşünmek bile iğrenç farkındayım ki bir daha geri de gelmeyek ki en iyisi pek hatta hiç göze gözükmemek ki akıllarında belkide yepyeni soru işaretlerine neden olmayayım. Çok kötü bir durumdu benim için kendimi genelde iyi ifade ederken en gerekli olduğu anlarda doğru kelimeleri bir türlü yanyana getirememek iğrenç bir hal.
Karmakarışık bir zamanda karmakarışık bir dönemde umarım devamı daha net daha açık olur ki şu hayatın bende yaşamanın önemini farkedeyim yoksa olmayacak böyle demiyor değilim kimi zaman.İnancımı kaybetmedim ama süekli de koruyorum bu inancı her şey zamanla daha iyiye gidecek gitmeyecekse bile her şey duysun beni gitmek zorunda olduğunun farkında olsun.
"Bizi esir ettiler, bizi hapse attılar
Beni duvarların içinde, seni duvarların dışında.
Ufak iş bizimkisi.
Asıl en kötüsü : bilerek, bilmeyerek hapisaneyi insanın kendi içinde taşıması...
İnsanların birçoğu bu hale düşürülmüş;
Namuslu, çalışkan, iyi insanlar ve seni sevdiğim kadar sevilmeye lâyık...."
Zaten gidemedim İstanbul'a da bir türlü önce izin alamadım sonra da olmadı işte 3 gündür bu gece gidiyorum diye niyetleniyorum ama olmuyor kısmette yarın var belki de.İzin alamadığım zaman pek de üzülmemiştim sanırım yinede haftasonu güzel başlamıştı gece geri dönmeyerek plan değiştirip kalp kırmamak için ricalara dayanamayıp kalıyorum olabildiğince demem sanırım yaptığım en büyük hataydı şimdi keşke giseydm yada kalsaydım olduğum yerde hiç gitmeseydm oradaki iyi, hatta mükemmel denilebilecek insanlara karşı da kütahyada durduğum gibi somurtkan durdum çabaladım ama beceremedim bir şekilde gülümsemeyi umarım yanlış anlamamışlardır.O haftasonunda en güzel şey tabii ki o güzel insanların güzel sohbetleri güzlerindeki gülümsemelerdi ama onlardan sonra mükemmel olan bir şey daha vardı hatta bir değil iki şey onlarda patlıcan dolma ve içli köfte aaa baklavayı unutuyordum az kalsın içindeki malzemelere anne şefkati eklenince zehrin tadı bile güzel geliyor sanırım ama özellikle patlıcan dolma denilince şaşırmıştım yenir mi o tepkisini kendi kendime verip dışa belli etmemiştim fakat aman yarabbim o ne leziz o ne mükemmel o ne doğaüstü birşeydir. O dakikalar o kadar keyifliydi ki anlatılmaz yaşanır denir ya o cinsten ertesi günün benim açımdan çöküntü olacağını nereden bilebilirdim o saniyelerde insanların güvenini kaybetmeyi bir yana bırakın sadece güvenini sarsmak yada öyle düşünmek bile iğrenç farkındayım ki bir daha geri de gelmeyek ki en iyisi pek hatta hiç göze gözükmemek ki akıllarında belkide yepyeni soru işaretlerine neden olmayayım. Çok kötü bir durumdu benim için kendimi genelde iyi ifade ederken en gerekli olduğu anlarda doğru kelimeleri bir türlü yanyana getirememek iğrenç bir hal.
Karmakarışık bir zamanda karmakarışık bir dönemde umarım devamı daha net daha açık olur ki şu hayatın bende yaşamanın önemini farkedeyim yoksa olmayacak böyle demiyor değilim kimi zaman.İnancımı kaybetmedim ama süekli de koruyorum bu inancı her şey zamanla daha iyiye gidecek gitmeyecekse bile her şey duysun beni gitmek zorunda olduğunun farkında olsun.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
