Süreç beklenmedik şekilde gelişti seçim yatırımı diye düşünürken TRT 6'yı seçimlerden 6 ay sonra bir açılım sürecidir başlatıldı.Kitleden oy alarak gücünü ve meşruluğunu ayakta tutan bir partinin ciddi biçimde oy kaybına uğrayacağı aşikarken neden yapmaya çalışıyor bu açılımı çözebilmiş değilim.Süreç hızlı gelişti önce muhalefetle köprüler atıldı ardından DTP başbakanımızın 'SAYIN' diye hitap ettiği Abdullah Öcalan'a terörist ve Kürdistan İşçi Partisi(PKK)'ne terör örgütü demeden bizden randevu bile talep etmesin derken kolkola giriverdiler.Daha sonra 'SAYIN' Abdullah Öcalan süreç için önemli bir kişi olarak lanse edildi ve yol haritası çizmesi istendi ve çizdi bu haritayı ne demişti SAYIN (!) Öcalan "devlet ,federasyon yada konfederasyon istemiyoruz" aa dedik önce gerisini okumadan derinlere indikçe devlet istememe sebebi öncelikle bölünen Irak'ta yaşanılanların Sayın(!) Öcalan tarafından iyi tahlil edildiğini ortaya çıkarırken federasyon yada konfederasyon isteğinde bulunmamasının altında da dünyada ilk defa uygulanmak üzere bir yönetim sistemi düşünmüş olmaları çıkıverdi.Yeni bir Mandela mı olmak istiyor acaba derken Sayın(!) Öcalanda Platon'a özenti de ortaya çıktı kendi ütopyasını kurmuş devlet nasıl yönetilir göstermek istiyordu..Her şey iyi gibi görünürken MGK da onay da çıkmışken açılıma MGK dan 2 gün sonra asker balans ayarnı yaptı muhalefet memnundu bu açıklamadan işin ilginci iktidar da memnundu.İkiside kendince yontmuştu açıklamaları ama ortada memnun olmayan bir parti vardı o da DTP...Samimiyetine inandıkları Erdoğan'ın onlara yanlış yaptığını düşünüyorlardı..Tehditler başladı greceksiniz gününüzü dercesine ertesi günü mayın patladı malum bölgede daha sonrasında saldırılar süregeldi..3 günde 11 cana mal oldu bunlar onbinlere yeni 11 eklendi..Bu sabah haberlerde ne vardı peki rant ve oy için gözyumulan dere yataklarındaki çarpık yerleşme sonucu ölen insanlar ama ondan önce daha önemlisi vardı..Cem Garipoğlu yakalandı mı acaba haberi...Her gün 3. sayfada onlarca Münevver ölürken ilgilenmeyenler nedense çok dallandırıp budaklandırdı bu olayı..İnsan hakları üst seviyede ya bizde ilk kez cinayet oluyor sanki uzun yıllar sonra..Münevverin kafası kesilmiş bu bir vahşet kabul ediyorum peki o 11 şehidimizi nasıl öldürdüler acaba hangi vicdanla?Basına göre rating önemliymiş belkide o yüzden bir onbinlerden büyük görünüyorki onlara takılıp kaldılar Münevver'e... İyi uykular Türkiye uyutuldun yıllarca detaylara hiç kafa yormadın diziler izle magazin haberlerini takip et..İmkanınız varsa doğu illerini ziyaret edin 10 yıl sonra pasaport vize gerekli olabilir...
Bir Türk düşünürü der ki:
Bunların iman dediği korku
Bayram dediği ise yortudur, kanmayın..
12 Eylül 2009 Cumartesi
8 Temmuz 2009 Çarşamba
Geçmişin İzleri
reci dertlendi ve yanına geldi günlüğüm. Zaten ne zaman sıradan bir vakitte geldi ki yanına ? hani sana son yazışımda anlatmıştım ya dünyada karşıma çıkabilecek en iyi insan çıktı ve kaybettim diye kaybetmemişim aslında o gün ertesi günü geri geldi peki gitmemek üzerine miydi? öyle olmasını çok istedim istiyorum isteyeceğim de ama sanırım onu kaybediyorum ben.Hayatımdaki "sil baştan"ı anlattım O'na inansa da güvenemedi bana bir türlü..Haklıydı neden güvenecekti ki..Hani yine son yazımda bekleyeceğim demiştim ya yok hayır bekleyemeyeceğim biliyorum sanırım beklemenin ölümden zor olduğunu farkettim ve kolaya kaçarım diye düşünüyorum.Nietzche insan gerektiği kadar yaşamalıdır hayatı boyunca fırsatlar bulur en büyüğünü değerlendiremediğini farkettiğinde hayatını sonlandırmalıdır demişti.Evet hayatımdaki en büyük fırsatı kaçırdım kaçırıyorum bu da yeterince yaşadığımı gösteriyor sanırım.Seni çok sevmiştim keşke geçmişimi değiştirebilseydm bu elimde değil ama günümü ve geleceğimi senin doğrultunda bana göre yanlış şeyler olsa bile değiştirmeyi göze almıştım ki değişiyordu herşey...gel ve yüzüme bak seni ne kadar sevdiğimi anlayacaksın zaten ama yüzüme bakmadan bırakıp gitme beni bu hayatta sana gerçekten ihtiyacım var sana o kadar çok alıştım ki bilemezsin bunu..Hani insanın herhangi bir organında bir bozukluk olunca en değerlisi o olurmuş şuanda kalbim çok fena acıyor ilacı sende değil ilacın ta kendisi sensin..İlk kez arkadaşlarıma bir kız arkadaşımdan bahsettim ki bahsetmeme gerek de kalmadı hepsi anladılar zaten ama en önemlisi ailemle ilk kez böyle birşey konuştum..Sms te gülümsemen bile yetti sanırım bilmiyorum ama beni biçare bırakıp gitme "buralardan gitme buralar gitsin sen gitme" sana çok ihtiyacım var çünkü...Beni sen adam ettin kal yanımda...
30 Haziran 2009 Salı
Severken Bile Acemi Olunmamalı...
Biliyor musun uzun zaman sonra ilk kez farklı duygular hissetmiştim bir bayan için.Ki öncekilerden farklı olarak O'nunla da paylaşmıştım fikrimi.Hayal gibi 6 günün ardından bana göre nedensiz hani derler ya pisi pisine uyanışım ondan sonra.Seninle paylaşacaktım onu bir hafta dolsun diye beklemiştim ki yanına gelişim yine bugün olacaktı ama olmadı.Belki yanına geldim ama O'nu anlatmaya methetmeye değil içimdeki doluluğu yok etmeye sebepsiz çekip gitmeye yanıt aramaya belkide. Her şeyi pozitif düşünmeye çalışan benim hayatımda her şey negatif gidiyor son zamanlarda.Önüme gelecek ilk olumlu olay karşısında iki ayağı kırılmış olan insanın yolda sürünürken bulduğu koltuk değnekleri misali sarılacağım o olumlu olaya.Sevdiğimi biliyordum da sevildiğimi de zannediyordum ki yıllardır dediğim gibi sevgisini kilometre taşlarına bağlayanların sevgisinden şüphe ederim.Evet gerekçe bu yani en azından bana açıklanan.Dürüst olup adam gibi davranmaya çalışmak doğru değilmiş demekki.İlişkilerde tecrübesiz olan ben için başka birşey yapmak düşünülemezdi ki.Ne yanlış düşündüm ne de bilerek yanlış bir şey yaptım ki yaptıysam bir yanlış nedenini bilseydim keşke ki insanlar yanlışlarıyla büyümez mi? Yapıldığı düşünülen yanlışların düzeltilmesine yardım etmek o insanı daha çok büyütmez mi? Keşke zamanı geri sarma imkanım olsa da O'nu beklediğim anlara geri dönsem.Beklesem gelmese sonra tekrar geri sarsam tekrar beklesem tekrar gelmese...Böyle bir kısır döngü etrafında yaşlanıp gitsem.Milyonda bir bile olsa gelme olasılığı beklemesi hoştu ya gelirse diye düşünüp gelse ne yapacağını bilmemek bile o kadar hoştu ki.Uzakmışız olmazmış yakınken uzak kalmışız sorun etmemişim arada kilometreler olsa ne yazar? Sanırım suçum tecrübesizliğim.Tecrübe sahibi olsam bu kadar yavan bu kadar içten olarak sevdiğimi söylemezdim O'na..Zamana yayardım..
Zaman...demiştim Allah kahretsin seni zaman geçtin ve dün bana ölümü bile düşündürdün.Hep kibirlice demiştim ya ben kaybetmedim ki o kaybetti bu sefer çok açık ki kaybeden benim dünyada karşıma çıkabilecek en iyi şeyi kazanamadan kaybettim belkide hemde gerçek nedenini bilemeden.Üzülüyorum belki ama hayatımda unutamayacağım 6 günüm var artık hayatımda bir sürü olumsuzluğa rağmen ben o 6 günü yaşadığım tek bir güzellikle hatırlayacağım.Geri kazanmak için belkide bir belkide daha çok şansım var ama hiçbirini kullanıp istemediği ben olarak karşısına geçemem de artık.Sadece her 5 Haziranda doğum günün kutlu olsun demek için sms atmaktan başka yapacağım birşey yok ki..
Sana yazdım ya rahatladım be bloğum uzatmayayım iyice de kafan şişmesin seninde sen şimdi pişman mısın diye de sorarsın bana cevap kesin ve net asla pişman olsam beklerim ömür boyu dermiydim? ama şunu bil gerçekten sevmişim hem de yalın karşılıksız ve çok...
Zaman...demiştim Allah kahretsin seni zaman geçtin ve dün bana ölümü bile düşündürdün.Hep kibirlice demiştim ya ben kaybetmedim ki o kaybetti bu sefer çok açık ki kaybeden benim dünyada karşıma çıkabilecek en iyi şeyi kazanamadan kaybettim belkide hemde gerçek nedenini bilemeden.Üzülüyorum belki ama hayatımda unutamayacağım 6 günüm var artık hayatımda bir sürü olumsuzluğa rağmen ben o 6 günü yaşadığım tek bir güzellikle hatırlayacağım.Geri kazanmak için belkide bir belkide daha çok şansım var ama hiçbirini kullanıp istemediği ben olarak karşısına geçemem de artık.Sadece her 5 Haziranda doğum günün kutlu olsun demek için sms atmaktan başka yapacağım birşey yok ki..
Sana yazdım ya rahatladım be bloğum uzatmayayım iyice de kafan şişmesin seninde sen şimdi pişman mısın diye de sorarsın bana cevap kesin ve net asla pişman olsam beklerim ömür boyu dermiydim? ama şunu bil gerçekten sevmişim hem de yalın karşılıksız ve çok...
13 Haziran 2009 Cumartesi
Adam Olmak
Çevrende herkes şaşırsa,
bunu da senden bilse,
sen aklı başında kalabilirsen eğer,
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır,
hem kendine güvenirsen eğer,
bekleyebilirsen usanmadan,yalanla karşılık vermezsen yalana,
kendini evliya sanmadankin tutmayabilirsen kin tutana.
Düşlere kapılmadan düş kurabilir,
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer,
ne kazandım diye sevinir,
ne yıkıldım diye yerinir,
ikisine de vermeyebilirsen değer,
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz,
kandırabilir diye safları,
dert edinmezsen,
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz,
koyulabilirsen işe yeniden.
Döküp ortaya varını yoğunu,
bir yazı turada yitirsen bile,
yitirdiklerini dolamaksızın dilebaştan tutabilirsen yolunu.
Yüreğine, sinirine dayan diyecekdirencinden başka şeyin kalmasa da,
herkesin bırakıp gittiği noktada,sen dayanabilirsen tek.
Herkesle düşüp kalkar, erdemli kalabilirsen,
unutmayabilirsen halkı, krallarla gezerken,
dost da düşman da incitemezse seni,
ne küçümser, ne büyültürsen çevreni
her saatin her dakikasına
emeğini katarsan hakçasınaher şeyi ile dünya önüne serilir,
üstelik oğlum, adam oldun demektir...
Rudyard Kipling( 1865-1936 )
Çeviri : Bülent Ecevit
bunu da senden bilse,
sen aklı başında kalabilirsen eğer,
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır,
hem kendine güvenirsen eğer,
bekleyebilirsen usanmadan,yalanla karşılık vermezsen yalana,
kendini evliya sanmadankin tutmayabilirsen kin tutana.
Düşlere kapılmadan düş kurabilir,
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer,
ne kazandım diye sevinir,
ne yıkıldım diye yerinir,
ikisine de vermeyebilirsen değer,
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz,
kandırabilir diye safları,
dert edinmezsen,
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz,
koyulabilirsen işe yeniden.
Döküp ortaya varını yoğunu,
bir yazı turada yitirsen bile,
yitirdiklerini dolamaksızın dilebaştan tutabilirsen yolunu.
Yüreğine, sinirine dayan diyecekdirencinden başka şeyin kalmasa da,
herkesin bırakıp gittiği noktada,sen dayanabilirsen tek.
Herkesle düşüp kalkar, erdemli kalabilirsen,
unutmayabilirsen halkı, krallarla gezerken,
dost da düşman da incitemezse seni,
ne küçümser, ne büyültürsen çevreni
her saatin her dakikasına
emeğini katarsan hakçasınaher şeyi ile dünya önüne serilir,
üstelik oğlum, adam oldun demektir...
Rudyard Kipling( 1865-1936 )
Çeviri : Bülent Ecevit
12 Haziran 2009 Cuma
Doğru Nedir?
Kralın biri Platon a uzun bir elbise hediye etmiş, Platon ben erkeğim ve kadın elbisesi giymem diyerek elbiseyi retetmiş.
Kral elbiseyi başka birine vermiş, o elbiseyi kabul ederek şöyle demiş; bir erkek ne giyerse giysin yine de erkektir demiş.
Platon'un doğrusu aslında doğru muydu?
Matematikte mantıksal bir değer. Ne olduğu belli olmayan (tanımsız) değerlerden. Ayrıca geometride doğru ifadesi aynı doğrultuda olan ve her iki yönden de sonsuza kadar giden noktalar kümesi diye de tanımlanır. ynı doğrultuda olan ve her iki yönden de sonsuza kadar giden noktalar kümesi diye de tanımlanır.Peki yaşamdaki doğruları nasıl ifade ederiz? Bu kadar göreceli, bu kadar kişisel ve değişken bir kavramın tarifi var mıdır?Mantık çerçevesinde kabul edilebilen de diyebiliriz. Fakat bu gün bize mantıklı gelen yarın mantıksız gelebiliyor. Yeteneklerimiz, becerilerimiz, aklımız ve aklımızın kavradıkları her gün, her dakika değişip gelişebiliyor. O zaman biz doğrunun neresinde oluyoruz?O gün, o ortamda, o ruh halinde yaptığımız doğruyken, yarın bunun tersini savunabiliyoruz takıntılı bir kişilik değilsek.Aile ortamında bize öğretilmeye başlanan, okulda pekiştirilerek devam eden doğru-yanlış kavramına uzun bir süre inansak da, sonuçta hayat bize öğretiyor doğru diye bir kavramın olmadığını…İnatla devam etsek de diye diye, ulaştığımız sonuç bizi o an için kocaman bir yanlışın içine attığında, yolda bize eşlik eden doğrular bir anda düşman olup karşımıza dikiliyor.Tekrar düşünmeye başlıyoruz doğru nedir acaba diye, yana yakıla arıyoruz cevabı bir yerlerde. gördüğümüz, duyduğumuz, bildiğimiz, hissettiğimiz oluyor bazen. Sonra bakıyoruz ki yanlış görmüşüz, duyduğumuzu yanlış algılamışız ve hislerimiz bize oyun oynamış. Yine doğruya ulaşamamışız…Kişiye göre ve kişinin içinde bulunduğu duruma göre bile farklılık gösteren, aslında sınırları olduğunu sandığımız ama o sınırı bir türlü bulamadığımız, her türlü yoruma ve tartışmaya açık bir kavram galiba.Sanırım doğru benim için matematiksel değere daha yakın. Tanımsız..Geometrik tanımını ise sadece o alanda kullanmak gerekiyor, çünkü yaşamdaki doğru hep aynı doğrultuda ve iki yönden değil, karmaşık bir şekilde kabul veya red edilebiliyor.Sonuç olarak ne şekilde davranırsak davranalım, pişmanlık duymadan ders alarak devam etmelidir yaşam...Doğruya da yanlışa takılarak, bunların hesabını yaşamaya çalıştığımızda, boşa harcadığımız zamanı bize hiç bir doğru ya da yanlış geri getiremeyecektir...
Kral elbiseyi başka birine vermiş, o elbiseyi kabul ederek şöyle demiş; bir erkek ne giyerse giysin yine de erkektir demiş.
Platon'un doğrusu aslında doğru muydu?
Matematikte mantıksal bir değer. Ne olduğu belli olmayan (tanımsız) değerlerden. Ayrıca geometride doğru ifadesi aynı doğrultuda olan ve her iki yönden de sonsuza kadar giden noktalar kümesi diye de tanımlanır. ynı doğrultuda olan ve her iki yönden de sonsuza kadar giden noktalar kümesi diye de tanımlanır.Peki yaşamdaki doğruları nasıl ifade ederiz? Bu kadar göreceli, bu kadar kişisel ve değişken bir kavramın tarifi var mıdır?Mantık çerçevesinde kabul edilebilen de diyebiliriz. Fakat bu gün bize mantıklı gelen yarın mantıksız gelebiliyor. Yeteneklerimiz, becerilerimiz, aklımız ve aklımızın kavradıkları her gün, her dakika değişip gelişebiliyor. O zaman biz doğrunun neresinde oluyoruz?O gün, o ortamda, o ruh halinde yaptığımız doğruyken, yarın bunun tersini savunabiliyoruz takıntılı bir kişilik değilsek.Aile ortamında bize öğretilmeye başlanan, okulda pekiştirilerek devam eden doğru-yanlış kavramına uzun bir süre inansak da, sonuçta hayat bize öğretiyor doğru diye bir kavramın olmadığını…İnatla devam etsek de diye diye, ulaştığımız sonuç bizi o an için kocaman bir yanlışın içine attığında, yolda bize eşlik eden doğrular bir anda düşman olup karşımıza dikiliyor.Tekrar düşünmeye başlıyoruz doğru nedir acaba diye, yana yakıla arıyoruz cevabı bir yerlerde. gördüğümüz, duyduğumuz, bildiğimiz, hissettiğimiz oluyor bazen. Sonra bakıyoruz ki yanlış görmüşüz, duyduğumuzu yanlış algılamışız ve hislerimiz bize oyun oynamış. Yine doğruya ulaşamamışız…Kişiye göre ve kişinin içinde bulunduğu duruma göre bile farklılık gösteren, aslında sınırları olduğunu sandığımız ama o sınırı bir türlü bulamadığımız, her türlü yoruma ve tartışmaya açık bir kavram galiba.Sanırım doğru benim için matematiksel değere daha yakın. Tanımsız..Geometrik tanımını ise sadece o alanda kullanmak gerekiyor, çünkü yaşamdaki doğru hep aynı doğrultuda ve iki yönden değil, karmaşık bir şekilde kabul veya red edilebiliyor.Sonuç olarak ne şekilde davranırsak davranalım, pişmanlık duymadan ders alarak devam etmelidir yaşam...Doğruya da yanlışa takılarak, bunların hesabını yaşamaya çalıştığımızda, boşa harcadığımız zamanı bize hiç bir doğru ya da yanlış geri getiremeyecektir...
18 Mayıs 2009 Pazartesi
Aferdersiniz! Bir Arkadaşa Bakıp Çıkacaktım...
Dünya hala döndüğünü iddia ederken ve marduğun gelmesine daha az kalmışken hayat biraz daha komplike hale girmeye devam ediyor ve yine absürt bir saatte bloğuma koştum saat 05:32 şuanda neden uyumadım bilmemekle beraber mantıklı bir izahımda bulunmamakta. Bahar şenliklerini geride bıraktık ve finallere yelken açmaya hazırlanıyoruz tüm okul olarak.Öğrenci milletinin çoğundan farklı olarak sınavlara çalışma alışkanlığımın olmadığı gerçeği yine su yüzünde.içimi rahatlatmak için not aldım fotokopiciden ama açıp bakmadım dahi neden olduğunu bilmemekle beraber hiçbirşey bilmediğim ve çalışmak zorunda olduğumu bilmeme rağmen.Cebimde bir kuruş param yok ama içimde garip bir rahatlık var taa ki acıkınca ve sigaram bitinceye kadar her sigara bittiğinde yana döne sigara arayışlarına girişmem tam bir rezalet.
Evsel sorunları atlatmış gibiyim önce açıkta kalmıyorum dedim en azından yazın sonra tanıdığım en güzel insan 1 yıl daha beraberiz dedi.Olmasaydı böyle bir şey demeseydi eğer sanırım bu yıldan arda kalan bir O bir de Ümit'in sınav zamanları gelişi ve beraber oyunlar oynayıp filmler seyretmemiz olacaktı.Ama bir yıl daha Mehmet'le geçecek olması kulağa hoş geliyor.Güzel bir ev derli toplu adamlar olacağız hissediyorum bunu öğrenciliğin dağınıklığa vurdumduymazlığa eşit olduğunu düşünmeden herşey yerli yerinde ve derli toplu olacak gibime geliyor.
Şenlikleri geride bıraktık dedim ama kısa kesmek olmaz mükemmel ötesi o 3 günü. Kurtalan Ekspres ve Moğollar'ın yanısıra çıkan amatör sayılan gruplarla çok eğlendik.Şenliklerde en çok güldüğüm olay ise halay çeken grubu jandarmaları bunlar komünist diyerek dağıtması oldu.3. dünya ülkesi paradisi dedikleri bu olsa gerek.Dünyada komünimi tehlike unsuru olarak algılayan varmış gibi eğlenen öğrencilerin ağızlarının tadını kaçırmaktan başka bir işe yaramadı.
Sınavlar başlayacak ve haftasonu arasında beklediğim bir misafirim var o gelmeden odamı adam akıllı toplamam lazım sadece odayı değil son bir haftamı geçirdiğim evde banyo-mutfak ve tuvaleti de temizleyeceğim işler yoğun yani.Eee küçük annemize mahçup olmamak gerek :) Umarım sürprize kalkışıp bir saat içinde oradayım demez de 2-3 gün önceden haber eder yoksa rezil olabilitem yüksek.
Evsel sorunları atlatmış gibiyim önce açıkta kalmıyorum dedim en azından yazın sonra tanıdığım en güzel insan 1 yıl daha beraberiz dedi.Olmasaydı böyle bir şey demeseydi eğer sanırım bu yıldan arda kalan bir O bir de Ümit'in sınav zamanları gelişi ve beraber oyunlar oynayıp filmler seyretmemiz olacaktı.Ama bir yıl daha Mehmet'le geçecek olması kulağa hoş geliyor.Güzel bir ev derli toplu adamlar olacağız hissediyorum bunu öğrenciliğin dağınıklığa vurdumduymazlığa eşit olduğunu düşünmeden herşey yerli yerinde ve derli toplu olacak gibime geliyor.
Şenlikleri geride bıraktık dedim ama kısa kesmek olmaz mükemmel ötesi o 3 günü. Kurtalan Ekspres ve Moğollar'ın yanısıra çıkan amatör sayılan gruplarla çok eğlendik.Şenliklerde en çok güldüğüm olay ise halay çeken grubu jandarmaları bunlar komünist diyerek dağıtması oldu.3. dünya ülkesi paradisi dedikleri bu olsa gerek.Dünyada komünimi tehlike unsuru olarak algılayan varmış gibi eğlenen öğrencilerin ağızlarının tadını kaçırmaktan başka bir işe yaramadı.
Sınavlar başlayacak ve haftasonu arasında beklediğim bir misafirim var o gelmeden odamı adam akıllı toplamam lazım sadece odayı değil son bir haftamı geçirdiğim evde banyo-mutfak ve tuvaleti de temizleyeceğim işler yoğun yani.Eee küçük annemize mahçup olmamak gerek :) Umarım sürprize kalkışıp bir saat içinde oradayım demez de 2-3 gün önceden haber eder yoksa rezil olabilitem yüksek.
16 Nisan 2009 Perşembe
Nilüfer
Yeni takıntım Müslüm Gürses'in Nilüfer isimli şarkısı oluyor sanırım..O'nu dinleyenlere İstanbul Sokaklarından başka şarkısı mı dinlenir ya krosunuz siz diyen ben bile bittim "Her şeyi al bana beni geri ver" sadece 7 kelimelik bir cümle bile üzerinde saatlerce konuşturamaz mı ? Neler getiriyor akla nolur al her şeyi ve bana beni geri ver lütfen..Çık git aklımın ucuna bile gelme.Başka yer başka zaman sensiz ömrüm olsun ya her şeyi al da bir şansım olsun.
Sıkıcı İstanbul günleri başladı.Herkesin vize haftası olduğundan arkadaşlarımla görüşemiyorum dahi.Bu bir haftalık süreçte yaptığım tek şey İstanbul film festivali kapsamında emek sinemasında gösterimde bulunan 4 filme gitmek oldu.Tek başıma sinemaya gitmeyi seviyorum Allah'tan ki sorun olmuyor.O keyif de olmazsa iyice monotonlaşacaktı günler benim için.Her İstanbul'a gelişimdeki gibi yine Kütahya'yı özledim.
------------------------------------------------------------------------------------------
Zamanın eli değdi bize
Çoktan değişti her sey
Aynı değiliz ikimiz de
Zaaflarına bir gece
Hatalarına bir nilufer
Sevgisizliğine bir kalp verdim
Artık geri ver, geri veremezsin aldıklarını
Artık geri ver, geri verilmez hiçbir yanılgı
Yokluguma emanet et sen de benden kalanlari
Her şeyi al bana beni geri ver
Bir şansım olsun
Başka yer başka zaman
Sensiz ömrüm olsun
Her şeyi al bir şansım olsun
Başka yer baska zaman
Sensiz ömrüm olsun
Her şeyi al..
Sensiz ömrüm olsun..
Sıkıcı İstanbul günleri başladı.Herkesin vize haftası olduğundan arkadaşlarımla görüşemiyorum dahi.Bu bir haftalık süreçte yaptığım tek şey İstanbul film festivali kapsamında emek sinemasında gösterimde bulunan 4 filme gitmek oldu.Tek başıma sinemaya gitmeyi seviyorum Allah'tan ki sorun olmuyor.O keyif de olmazsa iyice monotonlaşacaktı günler benim için.Her İstanbul'a gelişimdeki gibi yine Kütahya'yı özledim.
------------------------------------------------------------------------------------------
Zamanın eli değdi bize
Çoktan değişti her sey
Aynı değiliz ikimiz de
Zaaflarına bir gece
Hatalarına bir nilufer
Sevgisizliğine bir kalp verdim
Artık geri ver, geri veremezsin aldıklarını
Artık geri ver, geri verilmez hiçbir yanılgı
Yokluguma emanet et sen de benden kalanlari
Her şeyi al bana beni geri ver
Bir şansım olsun
Başka yer başka zaman
Sensiz ömrüm olsun
Her şeyi al bir şansım olsun
Başka yer baska zaman
Sensiz ömrüm olsun
Her şeyi al..
Sensiz ömrüm olsun..
11 Nisan 2009 Cumartesi
Orantılı Güç (!)
Yazmayalı ülkemizde olan gelişmeleri ele alalım.Kronolojik olarak neler oldu ülkemizde belli başlı olarak? 25 martta sebebi bilinmeyen (!) bir sebeple içerisinde BBP genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun da bulunduğu helikopter kaza sonucu düştü.29 martta yerel seçimler yapıldı seçimden sonra 5 nisan pazar akşamı Amerika Birleşik Devletleri devlet başkanı Barack Obama ülkemizi ziyarete geldi.
Yazmadığım süre içerisinde ülkemde bunlar cerayan etmişken sadece aklımı en çok kurcalayan konuyu ele alacağım Barack Obama ziyaretini yani.Tüm 3. dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de sevinçle karşılandı Obama'nın gelişi.Obama'yı adeta bayramda harçlık veren zengin amca gören devlet büyüklerimiz ağzına düştü.Sempatikmiş Barack Obama değil Barack Hüseyin Obamaymış aslında müslümanmış ondan ülkemize gelmişmiş, neymiş efendim o farklıymış ne Busha ne de diğerlerine benziyormuş.Öncelikle müslüman olsa ne yazar? Bu zamana dek hangi müslüman liderin yada ülkenin bir yararını gördük? Herkes Ermeniler bizi sattı şunu bunu diyor sırtımızdan vurdu diyorlar ama Araplar farklı bir şey mi yaptı? Filistinde ölenler kardeşimizmiş o kardeşlerin dedeleri bizim kardeş olduğumuzu neden düşünmeden Lawrence'nin peşinden 3 kuruşa gidip bağımsızlık ğeşine koşmuş? Sözkonusu araplar olunca herkesin yorumu aynı bağımsızlık içgüdüselmiş.Eğer bağımsızlık içgüdüselse ne Rumlara ne Bulgarlara ne de Ermenilere düşman gözüyle bakmayacaksınız.
Birleşik Devletlerinin yeni dünya yüzü bilindik politikaları yie devam ettirmek üzere o koltuğa oturmuş yeni piyon birde meclisimiz de kürsüye çıktı.Ermenistanla sınırınızı açın dedi hay hay dendi ekümenikliğe el atmasa da ruhban okuluna el attı seçtiğimiz vekillerimiz alkışladı..Utanmasalar başka bir arzunuz? diye soracaklardı.O kadar şirin o kadar farklı ki geldi İstanbula islami siyasi jargonunu kullanıp ezan saatinden önce Sultanahmet gezisini tamamladı aman Allahım ne iyi adam(!) Öğrencilerle sohbet etmiş öğrenciler hayran kalmış.Özel üniversiteye gidip en ufak tepki göremeyeceği seçilmiş öğrencilerle konuşuyor hepsi Amerikan hayranı hemen hepsi mezun olduktan sonra kendini ABD de bulacak.Ne kadar güzel değil mi? Neden İstanbul Siyasala girip sorularla terlemiyor?Yoksa yeniden oluşturulmaya çalışılan makyajlı emparyaliste zarar mı verilir?
Bu arada ilginç bir olay daha olmuştu ülkemde.Bilior musunuz artık 1 Mayıs resmi tatil.İşçi bayramını ne kadar da erken tatil ilan ettik matbaanın 300 yıl sonra gelmesinden farksız bir durum.İstanbul emniyet müdürü açıklama yaptı ama kanlı 1 mayısa gönderme yaparak Taksimi vermeyiz dedi.Neymiş efendim olacaklardan sorumlu değillermiş.77'de o gençleri öldüren Sayın Bülent Ecevit'i de öldürmeye çalışanlar kimlerdi? İlk taramadan kaçmayı başaranları ara sokaklarda tarayan Abdullah Çatlı ve arkadaşları kimin için çalıştığını açıklamaları şart mıydı? Taksime izin vermiyorlar acaba emniyet yeni Çatlı'sını bulamadı mı? Ama zaten sorun olmaz ne de olsa onlar "orantılı güç" kullanıyordu.
Yazmadığım süre içerisinde ülkemde bunlar cerayan etmişken sadece aklımı en çok kurcalayan konuyu ele alacağım Barack Obama ziyaretini yani.Tüm 3. dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de sevinçle karşılandı Obama'nın gelişi.Obama'yı adeta bayramda harçlık veren zengin amca gören devlet büyüklerimiz ağzına düştü.Sempatikmiş Barack Obama değil Barack Hüseyin Obamaymış aslında müslümanmış ondan ülkemize gelmişmiş, neymiş efendim o farklıymış ne Busha ne de diğerlerine benziyormuş.Öncelikle müslüman olsa ne yazar? Bu zamana dek hangi müslüman liderin yada ülkenin bir yararını gördük? Herkes Ermeniler bizi sattı şunu bunu diyor sırtımızdan vurdu diyorlar ama Araplar farklı bir şey mi yaptı? Filistinde ölenler kardeşimizmiş o kardeşlerin dedeleri bizim kardeş olduğumuzu neden düşünmeden Lawrence'nin peşinden 3 kuruşa gidip bağımsızlık ğeşine koşmuş? Sözkonusu araplar olunca herkesin yorumu aynı bağımsızlık içgüdüselmiş.Eğer bağımsızlık içgüdüselse ne Rumlara ne Bulgarlara ne de Ermenilere düşman gözüyle bakmayacaksınız.
Birleşik Devletlerinin yeni dünya yüzü bilindik politikaları yie devam ettirmek üzere o koltuğa oturmuş yeni piyon birde meclisimiz de kürsüye çıktı.Ermenistanla sınırınızı açın dedi hay hay dendi ekümenikliğe el atmasa da ruhban okuluna el attı seçtiğimiz vekillerimiz alkışladı..Utanmasalar başka bir arzunuz? diye soracaklardı.O kadar şirin o kadar farklı ki geldi İstanbula islami siyasi jargonunu kullanıp ezan saatinden önce Sultanahmet gezisini tamamladı aman Allahım ne iyi adam(!) Öğrencilerle sohbet etmiş öğrenciler hayran kalmış.Özel üniversiteye gidip en ufak tepki göremeyeceği seçilmiş öğrencilerle konuşuyor hepsi Amerikan hayranı hemen hepsi mezun olduktan sonra kendini ABD de bulacak.Ne kadar güzel değil mi? Neden İstanbul Siyasala girip sorularla terlemiyor?Yoksa yeniden oluşturulmaya çalışılan makyajlı emparyaliste zarar mı verilir?
Bu arada ilginç bir olay daha olmuştu ülkemde.Bilior musunuz artık 1 Mayıs resmi tatil.İşçi bayramını ne kadar da erken tatil ilan ettik matbaanın 300 yıl sonra gelmesinden farksız bir durum.İstanbul emniyet müdürü açıklama yaptı ama kanlı 1 mayısa gönderme yaparak Taksimi vermeyiz dedi.Neymiş efendim olacaklardan sorumlu değillermiş.77'de o gençleri öldüren Sayın Bülent Ecevit'i de öldürmeye çalışanlar kimlerdi? İlk taramadan kaçmayı başaranları ara sokaklarda tarayan Abdullah Çatlı ve arkadaşları kimin için çalıştığını açıklamaları şart mıydı? Taksime izin vermiyorlar acaba emniyet yeni Çatlı'sını bulamadı mı? Ama zaten sorun olmaz ne de olsa onlar "orantılı güç" kullanıyordu.
21 Mart 2009 Cumartesi
Artık Pozitivist
Geride kalan günler hatta haftalar bana yıllar gibi gelmiş.Aşkıma yani İstanbul'uma kavuşmam apayrı bir duygu benim için.02:55 treniyle gelme fikrini kafama koyduğum günün sabahı uyandığımda turkcellin bin kontörlük hediye sms i günün güzel startını vermişti hemde o bin kontör her yöne kullanılınca tadından yenmedi.Gece 01:30 sularında istasyonu arayıp rötar durumunu öğrendim 03:30-03:45 arası gelcek tren dendi ben 4 buçuk 5i bulur rahatlığıyla 03:15 gibi bavulumu hazırladım 20 geçe gayet rahat şekilde istasyonu aradım ama o da ne trende ekstra bir rötar yoktu koşarak gittim kalan tek bilet numarasız vagona aitti ve trene bindiğimde ayakta kaldığımı anlamam fazla vaktimi almadı ama o kadar huzurluydum ki istanbuluma kavuşacağım için sorun etmeden restoranta yöneldim eskişehire kadar çay ve tren içinde tanışılan yol arkadaşlarıyla geçtikten sonra yerimi buldum ve mutlu şekilde uyumaya başladım uyandığımda yol arkadaşım haydarpaşaya geldik yoksa geri mi döneceksin dediği an tüm uykum dağıldı kadıköye kadar yürüdüm o devasa bavulumla etrafa bakan bir yabancı edasıyla.Nasıl da özlemişim vapura 20 dakika süre olduğunu öğrendim aldım gazetemi oturdum bi çay bahçesine önümde çayım dudağımda sigaram ve sayfalarını çevirdiğim gazetenin arkasında avrupa yakası.Anlatılmaz yaşanır dedikleri bu olsa gerek sanki 38 saat sonra geri dönüş için bu şehirden ayrılacak olan başkasıydı da ben değildim? Adımımı attığım andan itibaren her türlü derdi kederi olayı ardımda bıraktığıma inandığımı düşünürken yine bir telefon görüşmesi nevruzda keşke gitmeseydin diyordu.reci aşkına , İstanbul'una kavuşmuşken takar mı bunları? 10da haydarpaşada 12de evinde olan ben evdekileri şoka uğrattım yine habersizlerdi ama belli onlar da özlemiş..Yemek yedim çıktım dışarı yaklaşık bir yıl olmuş görüşmeyeli Burak'la Bora'yı görüyordum yinede ama özellikle Burak'ı çok özlemişim.Heralde cennet cehennem tercihinin yerine bana kendi cennetinde kal deseler tüm sevdiklerim İstanbulda benimle beraber olmalı derdim.Bu mükemmel günün bloğu yazmadan önceki son dakikaları da o kadar mkemmeldi ki sanırım inanmış kırılmamış :=) Aklımdan bile geçmeyen bir hiç uğruna az kalsın kalp kırıyordum sanırım bu krizi teğet geçtim.Dünya şuanda bana güzel ya pazartesi sabahı bir 3. dünya ülkesinin 3. dünya şehrinde 2 yılın ardından ilk kez bir hafta süreyle derse gideceğim.Umarım hayata hep bugünkü kadar pozitif bakarım bakabilirim baktırılırım.Dünya bana güzel ya...
17 Mart 2009 Salı
Karmakarışıklığın İçine Karışmışken
İlginç bir dönemden geçiyorum nedendir nasıldır çözebilmiş değilim. Kimi zaman pimi çekilmiş bir el bombası gibi kendi pimimi çekip ; dünyadan uzaklara inandığım ( belki de inandırıldığım ) ebediyete kucak açmak istiyorum ama pimimi çektikten sonra etrafıma zarar vermeden çünkü son iki ay bana şunu inandırdı ki pimim yerindeyken yani yaşadıkça verdiğim zarar sanırım son 21 yıl içindeki maksimum değerlere ulaştı.Peki çevreye verdiğimi düşündüğüm bu zararın sadece çevreyle mi sınırlı kaldığını düşünmekteyim belki çok acımasız olcak ama keşke öyle olsaydı diyorum ama maalesef öyle değil bana daha çok zarar veriyor. Uyumadan önce birşeyler tüketmeyince uyuyamaz oldum maalesef...Belki de iyi olan onlarca insan sırf benim varlığım yüzümden zarara uğruyor uğrayacak..Hiç kimseyle konuşamamak odama hapsolmak kitaplar internet ve müzikle haşır neşir olup kendini titreşimde zanneden ama asıl titremeyi içimde hissettiren telefonun o lanet sesiyle okula gidip birşeyler hakkında detaylıca rapor vermekten öte monotonluktan kurtaramıyorum hayatımı...Oda da kaldıkça kendimi hapişste hissettikçe hep aynı Nazım Hikmet dizeleri aklıma geliyor :
"Bizi esir ettiler, bizi hapse attılar
Beni duvarların içinde, seni duvarların dışında.
Ufak iş bizimkisi.
Asıl en kötüsü : bilerek, bilmeyerek hapisaneyi insanın kendi içinde taşıması...
İnsanların birçoğu bu hale düşürülmüş;
Namuslu, çalışkan, iyi insanlar ve seni sevdiğim kadar sevilmeye lâyık...."
Zaten gidemedim İstanbul'a da bir türlü önce izin alamadım sonra da olmadı işte 3 gündür bu gece gidiyorum diye niyetleniyorum ama olmuyor kısmette yarın var belki de.İzin alamadığım zaman pek de üzülmemiştim sanırım yinede haftasonu güzel başlamıştı gece geri dönmeyerek plan değiştirip kalp kırmamak için ricalara dayanamayıp kalıyorum olabildiğince demem sanırım yaptığım en büyük hataydı şimdi keşke giseydm yada kalsaydım olduğum yerde hiç gitmeseydm oradaki iyi, hatta mükemmel denilebilecek insanlara karşı da kütahyada durduğum gibi somurtkan durdum çabaladım ama beceremedim bir şekilde gülümsemeyi umarım yanlış anlamamışlardır.O haftasonunda en güzel şey tabii ki o güzel insanların güzel sohbetleri güzlerindeki gülümsemelerdi ama onlardan sonra mükemmel olan bir şey daha vardı hatta bir değil iki şey onlarda patlıcan dolma ve içli köfte aaa baklavayı unutuyordum az kalsın içindeki malzemelere anne şefkati eklenince zehrin tadı bile güzel geliyor sanırım ama özellikle patlıcan dolma denilince şaşırmıştım yenir mi o tepkisini kendi kendime verip dışa belli etmemiştim fakat aman yarabbim o ne leziz o ne mükemmel o ne doğaüstü birşeydir. O dakikalar o kadar keyifliydi ki anlatılmaz yaşanır denir ya o cinsten ertesi günün benim açımdan çöküntü olacağını nereden bilebilirdim o saniyelerde insanların güvenini kaybetmeyi bir yana bırakın sadece güvenini sarsmak yada öyle düşünmek bile iğrenç farkındayım ki bir daha geri de gelmeyek ki en iyisi pek hatta hiç göze gözükmemek ki akıllarında belkide yepyeni soru işaretlerine neden olmayayım. Çok kötü bir durumdu benim için kendimi genelde iyi ifade ederken en gerekli olduğu anlarda doğru kelimeleri bir türlü yanyana getirememek iğrenç bir hal.
Karmakarışık bir zamanda karmakarışık bir dönemde umarım devamı daha net daha açık olur ki şu hayatın bende yaşamanın önemini farkedeyim yoksa olmayacak böyle demiyor değilim kimi zaman.İnancımı kaybetmedim ama süekli de koruyorum bu inancı her şey zamanla daha iyiye gidecek gitmeyecekse bile her şey duysun beni gitmek zorunda olduğunun farkında olsun.
"Bizi esir ettiler, bizi hapse attılar
Beni duvarların içinde, seni duvarların dışında.
Ufak iş bizimkisi.
Asıl en kötüsü : bilerek, bilmeyerek hapisaneyi insanın kendi içinde taşıması...
İnsanların birçoğu bu hale düşürülmüş;
Namuslu, çalışkan, iyi insanlar ve seni sevdiğim kadar sevilmeye lâyık...."
Zaten gidemedim İstanbul'a da bir türlü önce izin alamadım sonra da olmadı işte 3 gündür bu gece gidiyorum diye niyetleniyorum ama olmuyor kısmette yarın var belki de.İzin alamadığım zaman pek de üzülmemiştim sanırım yinede haftasonu güzel başlamıştı gece geri dönmeyerek plan değiştirip kalp kırmamak için ricalara dayanamayıp kalıyorum olabildiğince demem sanırım yaptığım en büyük hataydı şimdi keşke giseydm yada kalsaydım olduğum yerde hiç gitmeseydm oradaki iyi, hatta mükemmel denilebilecek insanlara karşı da kütahyada durduğum gibi somurtkan durdum çabaladım ama beceremedim bir şekilde gülümsemeyi umarım yanlış anlamamışlardır.O haftasonunda en güzel şey tabii ki o güzel insanların güzel sohbetleri güzlerindeki gülümsemelerdi ama onlardan sonra mükemmel olan bir şey daha vardı hatta bir değil iki şey onlarda patlıcan dolma ve içli köfte aaa baklavayı unutuyordum az kalsın içindeki malzemelere anne şefkati eklenince zehrin tadı bile güzel geliyor sanırım ama özellikle patlıcan dolma denilince şaşırmıştım yenir mi o tepkisini kendi kendime verip dışa belli etmemiştim fakat aman yarabbim o ne leziz o ne mükemmel o ne doğaüstü birşeydir. O dakikalar o kadar keyifliydi ki anlatılmaz yaşanır denir ya o cinsten ertesi günün benim açımdan çöküntü olacağını nereden bilebilirdim o saniyelerde insanların güvenini kaybetmeyi bir yana bırakın sadece güvenini sarsmak yada öyle düşünmek bile iğrenç farkındayım ki bir daha geri de gelmeyek ki en iyisi pek hatta hiç göze gözükmemek ki akıllarında belkide yepyeni soru işaretlerine neden olmayayım. Çok kötü bir durumdu benim için kendimi genelde iyi ifade ederken en gerekli olduğu anlarda doğru kelimeleri bir türlü yanyana getirememek iğrenç bir hal.
Karmakarışık bir zamanda karmakarışık bir dönemde umarım devamı daha net daha açık olur ki şu hayatın bende yaşamanın önemini farkedeyim yoksa olmayacak böyle demiyor değilim kimi zaman.İnancımı kaybetmedim ama süekli de koruyorum bu inancı her şey zamanla daha iyiye gidecek gitmeyecekse bile her şey duysun beni gitmek zorunda olduğunun farkında olsun.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
